sırat-i's profilepeygamberin gülleriPhotosBlogListsMore Tools Help

peygamberin gülleri

Photo 1 of 20
No list items have been added yet.

sırat-i müstagım

July 02

gel ey güllerin efendisi

 
 

 

Gel ey, güllerin efendisi!..

 

 

Gel ey, güllerin efendisi!..

 

Gel ey, konuşurken dudaklarına tebessümler karışan... Gel ey, yüzüne üzgünlerin üzüntüsünü dağıtmak yaraşan!.. Gel ey, âteş-i aşkına yanmak için âşıkları birbiriyle yarışan!..

Gel ey!..

Önce kendine çektin, sonra mugaylan dolu beyabanlarda dermansız koyup bizi bir başımıza gittin dönmemek üzere. Ve dudağının dokunduğu çeşmeler de gitti. Gittin ve vecd ile kendinden geçen zamanlar, sensizlik bunalımlarının gelgitleriyle kör kuyulara gömüldü. Gittin ve tenha elvedalarda düğümlendi sevinçlerimiz; durmuş çarklara sıkışıp kaldı çığlıklarımız. Sen gidince yanlış hesaplarında önce pazarlar kurduk köhne dünyanın, sonra köhne hesaplarıyla mezada çıkarıp aşklarımızı dünyalıklara sattık. Gittin de savrulan umutlarımızı ektik yollarına; sabrımızın gözlerine çekilen milleri çelik masıyetlerle mıhladık. Gerilmiş yaylarımız kepade düştü hoyrat ellerde, uykulu oyunlarda şahlarımız mat oldu; ve bileyli kılıçlarımız pas tuttu karanlık kınlarında.

Ak kor olduk... Nemrudî alevlere soktular başlarımızı, hakikat, ak kor olduk... Vurdular durmadan dinlenmeden... Örslere konuldu başlarımız, hakikat vurdular dinlenmeden durmadan. Ağlattılar ağladıkça biz... Çeliğe su verelim diye ağladıkça ağlattılar bizi... Heyhât! Tutturamadık kıvamını suyun, isabet ettiremedik gözyaşlarımızın damlalarını çeliğe ve ilk çalışta kırıldı kılıçlarımız kara keçelere. Yenildik, yorulduk, yığılıp kaldık çıkmaz sokaklarda. Bütün sorularımızın cevapları cevapsız kaldı; bütün hayallerimizin hayali hayal oldu. Tel tel arzulara mahkûm edildi nefislerimiz ve ruhlarımız tül tül alevlerde yandı. Gizemli bilinmezliklerimizin iksirlerini gizli dünyalara gizlediler bizden.

Gel ey!..

Hani dostların vardı, kimi aşk okuyan Kitaplar Kitabı'ndan; kimi ilham dokuyan hitaplar hitabından. Kimine köşkler düşmüştü cennetten, kimi cennette köşklere düştüydü hani. Kiminin ateşlerine rengi düşerdi gülün de; kimi güllere rengini düşürürdü ateşin. Kimine yıldızlar düşerdi göklerden, kiminin yıldızına düşerdi gökler ya...

Hani sen "Yıldızlarım," demiştin, "hangisine uyarsanız doğru yola ulaşacağınız yıldızlarım!.." Sen gittin efendim ve hasretin yıldızlarını da çekti senden yana. Şimdi kim varsa yıldızlaşmaya yüz tutan, gökleri üzerine kapatıyor ehremenler. Bizler yanıyoruz, yanmamakta direniyor gökte yıldızlarımız... Güllerimiz küle durmakta yokluğunda, sultanlarımız kula dönmekte...

Gel ey!..

Ayrılığında çoğalan alevleriyle arınalım aşkının; yanalım yandıkça ve yandıkça yanalım. Aşk yüzünden elbisesi yırtılan da, Hak uğruna gözlerini kurutan da seni arzulamakta şimdi. Bizi kendine madem yine sensin bağlayan ve ayrılığının derdine yine sensin ayrılıkla derman olan, o hâlde gülümse bize efendim, bize gülümse. "Allah onları sever; onlar da Allah'ı sever" sırrına ermekte rehberimiz ol, tut günahkâr ellerimizden; günahkâr ellerimizden tut.

Sen ey!..

Gelsen hayallerimize bir kez... Ve üzerine sepet sepet güller döksek biz. Gelsen düşüncelerimize bir an... Ve baharları sersek ayağına çiçek çiçek, mevsim mevsim, ıtır ıtır... Dolunaylar yerine doğsan dünyamıza bir vakit... Ve zatını gündüz değilse, hayalini gece göstersen bizlere. Girsen ansızın düşlerimize, şefkat parmaklarınla okşasan başımızı ışık ışık... Ve ışığına düşsek pervaneler gibi; pervaneler gibi ışığına düşsek.

Gel efendim...

Bir kez doğ içimize de isterse kaybolsun dolunaylar, güneşler... Gir gözümüze de bir nefes, isterse silinsin tûtyâlar, sürmeler... İlham olup ak gönlümüze bir anda, isterse yitirilsin uçtan uca naatler ve gazeller, beyitler ve dizeler uçtan uca yitirilsin isterse...

Gel efendim, dostluğuna muhtacız; umutsuz ve çaresiz bırakma çaresizlerini. Gel yeter ki, hakkımızda verilecek her hükme razı olalım.

Gel ey, bitir bitmeyen hasretini içimizde!

Gel ey, onsuz mutluluk bulamadığımız!..

Gel ey, kendisine layık olamadığımız!..

 

Gel benim efendim, bir kez olsun dokun yüreğime, yüreğime dokun bir kez olsun...

Yüreğim kanıyor efendim, kanıyor yüreğim!..

Çığlık çığlığa beşeriyet, çiğnenmiş reyhanlar misali hep seni arıyor. Uyandır zindanlara koyduğumuz Yusufî sevdalarımızı efendim. Uyandır bahtını üftadelerinin...

Şeb-i hicrân yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım

Uyarır halkı efgânım kara bahtın uyanmaz mı?

 

İskender PALA

July 01

gül aşkın mihrabıdır

 

O “Gül”, aşkın mihrâbıdır tende cânım “Gül” diyor,

Mihrâbıdır “Gül” uşşâkın âh eder bülbül diyor,

Tende cânım âh eder dil-beste gönül diyor,

“Gül” diyor, bülbül diyor, gönül diyor, Rasûl diyor.

Başkaları Gülü bir çiçek diye sever belki de… Ama biz, Gülü“Gül” olduğu için severiz… Bizim için; Gül sevgilidir, Gül güzelliktir, Gül coşkudur… Gül, esmânın eşyâya tecellisinin esrârıdır… Gül aşktır, Gül sevinçtir, Gül bahar muştusudur… Gül, ezelle ebet arasındaki bütün zamanların “En Güzeli”nden yansımalar  taşıdığı için güzeldir…  Ve  katmer Gül; rengini şehit kanından, kokusunu Efendimiz(sav)’in mübârek teninden aldığı için çiçekler sultânıdır… Bu sebeple olsa gerek, Gülün kokusuyla kendimizden geçeriz… Gideriz bir başka âleme… Yol buluruz mâverâya… Biz Güle, Gülistanda açan katmer Güllere; ” Peygamberlik Gülzârının Eşsiz Gülü”nün remzi olduğu için vurgunuz… Gülü her kokladığımızda salavat getiririz , O’nun terinin kokusundan bir zerreyi teneffüs ettiğimizden …

“Gül”ü târife ne hâcet, “Gül”; Sevdâyı Muhammedî’dir… “Gül”ün sevdâsı kalbimizin hafî tepelerinde, ahfâ zirvelerinde sancak açmıştır… Ve bizler, gönlü Gülşen olan insanlara meftûn oluruz, “Kainatın Solmayan Gülü”nün aşkıyla… Gün gelir, gözyaşıyla Gül sularız… Bir Gül için bin dikene su veririz; biliriz ki, Güllerin içinde diken yoktur, dikenler içinde Gül vardır…

O, aşkımızın mihrâbındaki “Gül “… O, âlemlere rahmet olarak gönderilen bir resûl… O, çöl sıcağındaki bir Kevser şelâlesi… O , teşrifiyle kainatı aydınlatan ve ışık bahşeden sonsuz bir nur şûlesi… Gündüzleri dünyayı ışıtan güneş ve geceleri gökyüzünde çiçek çiçek açan yıldızlar O’nun sönmeyen ışığının en mütevâzı kandilleridir… Serâ da , süreyyâ da O’nun nûruyla aydınlanır… O’nun sîreti bir amaç, O’nun sünneti bir hidâyet, O ‘nun sûreti gönüllere ülfet ve nîmet veren bir âb-ı hayat… Ruhumuz O’na âşık… O, Gül mushaflı sevdâmızın sembolü… O, on sekiz bin âlemin emsali olmayan  “Gül”ü…

Divan şairimiz Fuzûlî Su Kasidesinde:

“Suya versün bâğbân Gülzârı zahmet çekmesün,

Bir Gül açılmaz yüzün tek verse min Gülzâre su.”

diye “O Gül “ün dünyaya bir kere geleceğini, bahçıvanın bin Gül bahçesini sulasa, sele verse dahi O’nun yüzü gibi bir Gül açılmayacağını en lâtif bir biçimde ifâde ediyor…

Lâkin , O “Gül “ün sevdâsını kelimelerle anlatmak, dizelerle vasfeylemek ne mümkün…  O, “Alemlere Rahmet” olarak gönderilen hayat güftesi… O, tebessümünden cennetler yaratılan mutluluk bestesi…O, bütün çağların önünü aydınlatarak Âdemoğlunu  karanlıktan kurtaran yaratılmışların en yücesi… O, Rabbimizin terbiyesiyle yetişmiş bir ahlâk âbidesi… O, Çâresizlerin Çâresi…O, Kimsesizlerin Kimsesi… O, hurma kütüğünün bile hasretinden inlediği bir ülfet çeşmesi… O, mükemmel bir aile reisi… O , vefânın zirvesi…  O, insanların en sabırlısı, en müsâmahalısı, en azimlisi, en kararlısı… O,  yiğitlik  ve cömertlik timsâli … O , kâinatın bir numûne-i imtisâli… O, Efendiler Efendisi… O, Allah’ın müjdesi… O , insanlığın müjdecisi … O, hem “Halîl” hem “Habîb”,  hem “Sıddık ” hem “Emîn”…  O, sevgi tohumları atıp, kardeşlik duyguları yeşerten; toprağa yağmur, karanlığa nûr, beşeriyete gurur ve  gönlümüze sürûr olan Sevgililer Sevgilisi… O’nda toplanmıştır bütün güzellikler, O’nda cem olmuştur cümle özellikler… O, hep ” Ümmetim, ümmetim ” diyen “nefsim” demeyen Hâtemül Enbiyâ tâcının sâhibi… O, Sidretü’l Müntehâ’nın misâfiri… O , kusursuz bir komutan… O, Gâye İnsan… O, Mahşer günündeki tek sığınak… O , kırık gönüllerin mîmârı… O, Hakk’a giden yolun rahmet kapısı… O, İslamı bütünüyle hayatında billurlaştıran, bizâtihî İslam’ın kendisi olan Habîb-i Kibriyâ… O, Hakk’ın nûrunu bütün cihâna yayarak tebliğini tamamlayan  Nebîler Nebîsi… O, Tek Lider,  Tek Önder, Tek Rehber …   Âşıklar O ‘nun için yanar… Sâdıklar O’nun için ağlar… Rüzgâr O’nun yâdıyla eser… Bülbüller O’nun kokusunun olmadığı yerlerde susar… O’nun izinden gitmeyen saadet bulamaz… O’nun nûruna pervâne olmayan Mahşerde kurtulamaz…

O, İlâhî nizâmın nâmütenâhi güzelliğini bahşetti gönüllerimize… O , ruhlarımıza üflediği sonsuzluk aşkıyla hilkâtin esrârını öğretti bize… O’nsuz ne farkı vardı gündüzlerin geceden… O’na gelen vahiyle  aydınlandık, karanlık her düşünceden… O olmasaydı, sonsuzluk iklimine ulaşamazdık… O olmasaydı, dünyadaki bu sarp yokuşları asla aşamazdık… O ‘nunla kalbimize nûr olup, doldu ilham… O’nunla ışık buldu; gece, gündüz ve akşam… O’nsuz baharlar kıştı… O ‘nsuz insanlık, öksüz ve yetim kalmıştı…

Kâinatta mütecellî olan Esmâ-i İlâhiye’yi şahsında en mükemmel bir biçimde tebârüz ettirip, en mücellâ keyfiyetiyle temsil eden Gâye İnsan O’dur… O’nun her kelâmı hakla bâtılı ayıran bir kıstas; O’nun her hükmü şaşmaz bir adâlettir… O’nun hayatı tebliğini temsille geçmiş ve cihana en iyi tebliğin temsil olduğunu göstermiştir…

O, ıstıraptan çatlamış dudaklara merhem, kuraklıktan çoraklaşmış gönüllere zemzem, insanlığını kaybetmiş ruhlara erdem ve alev alev yanan sinelere bir meltem  gibi serinlik vererek bizlere cennet-âsâ baharlar ikrâm eder… O’nun gelişi gecelerin ebedî bir gündüze dönüşüdür… Ve O’nunla İslâm’ın nûru tulû etmiştir… O, ümmetini küfrün yakıcı sıcağından îmânın âsude ve serin iklimine kavuşturmuş, karanlıktan nûrun aydınlığına çıkartmıştır…

Uykuda bile uyanık kalmanın keyfiyetine vâsıl olan gönül erleri, nurani ışıltıların semâvi izdüşümlerini O’na teslimiyette bulurlar… Muhakkak ki, sema ile arz arasında meydana gelecek bir kutlu buluşma “Gül Devri “nden ilham alan bir iklimde gerçekleşir… O “Gül”ün nâmütenâhi güzelliği kalplere yansıdığında gecesi olmayan bir gündüz tecelli edip gönüllerde Gül tomurcuklarının açılmasına vesile olur… Unutmayalım ki, en karanlık devirlerde bile dikenler arasında goncaya durmuştur Güller… “Gül”ün çevresindeki dikenler, Gül kokusuyla hemhâl olunca, Gül e dönüşür birer birer… Bizler ” Gül” kokusunun ikliminde insanlığımızı yeniden keşfettiğimiz zaman; rahmet, bereket ve hidâyet yağmurlarıyla madde ve  mânâ planında yeniden dirileceğiz…  Mekanın ve zamanın ölü noktalarına ” Gül Devri”nden gelen esintilerle hayat üflemeye muktedir olacağız… Gül yüzlüler göz yaşıyla Gül sularken, tomurcuk veren Güllerin açılmasını beklemektedir… Gonca Güller açıldığı zaman vuslat baharı gelecek, gönlümüz şâdumân olacaktır… Kalpler  O’na bağlanıp râm olduğunda, yanlışlıklar bütün neticeleriyle birlikte ortadan kalkacaktır…

Yeter artık uykunun yollarını gözleme… “Çıkmaz sokak “larda koşup dolaşmaktan   yorulmadın mı? Umranların verâsındaki insanlar mesut değilse, huzuru bulamıyorsa; beşeriyet kendisini yeniden mîzâna çekmek, yeniden Kâinatın Efendisi’nin aşkıyla  yanmak, yeniden O ‘nun ışığıyla nurlanmak, yeniden Asr-ı Saadet iklimine bağlanmak  mecbûriyetindedir…

Âdemoğlu, “Muhammedî Nur”dan ışık alıyorsa, davranışlar ve duygular semâvi kalıplarda şekillenip ” Gül”e meftûn oluyorsa; akıl ve kalp mecrâsını bulmuş, ruh ve gönül Hakk’a kavuşmuş, gözler Kevser, sözler zemzem ile yıkanmış demektir…

Muhabbeti sâdık olanlar sevdiğinin yolundan gider ve ona itaat eder… İlahi sevginin menzîli de, istikâmeti de yolu da Muhammedî sevdâdan geçer… O’nu sevmek, O’na itaat etmektir… O’nu sevmek, O’nun sevmediklerini sevmemektir… O’nu sevmek O’nun şerefli ashabını ve O’nu sevenleri sevmektir… O , “Kişi sevdiğiyle berâberdir” müjdesini vererek ümmetine cennette beraberlik vâdetmiştir… O’nun sevgisi öyle bir aşk olmalıdır ki, bütün sevgiler onun yanında sönük kalmalıdır… O’nun sevgisi öyle bir muhabbet olmalıdır ki, sahibini îmânın en zirve noktasına ulaştırmalıdır…

“Muhabbetten  Muhammed oldu hâsıl,

Muhammed’siz muhabbetten ne hâsıl ?”

diye ifâde edilen bir aşktır Sevdâyı Muhammedî…

Esmâ-i İlâhiye’nin beşer planında en kâmil mânâsıyla tezâhür ettiği Sultanlar Sultanı’nı rehber edinme ve O’na “Esselâm” diyebilme irtifâsıdır Sevdâyı Muhammedî… Kalplere hükmeden varlığı duyma, hissetme, halef olma mükellefiyetiyle her şeye lâhutî âlemin penceresinden bakabilmedir Sevdâyı Muhammedî… O’nun aşkı, kainata mânâ kazandıran bir sır hazinesidir… Eşyanın  ruhuna nüfûz ederek “eşyâ”dan “esmâ “ya ulaşabilme yoludur Sevdâyı Muhammedî… “Esma”dan “Sıfat”a, sıfattan “Zât “a intikâl ederek yaratılış gâyesini idrâktir Sevdâyı Muhammedî… Kendisini nefs ve enâniyet cihetiyle dizginleyen ve ” Gül”e râm olan Gül yüzlü insanların gönüllerinde İlâhî aşkın şahikalaşmasıdır Sevdâyı Muhammedî…

“Sevdim Seni ben, Âleme Rahmet diye sevdim,

Bir benzeri yok, Cenâb-ı Ahmet diye sevdim”

dizeleriyle terennüm edilen bir İlâhî muhabbettir Sevdâyı Muhammedî…

O’nsuz zaman, mekan ve insan hayatiyetini kaybeder… Gönüller O ‘na dönünce dirilir… O’nun varlığı insanlığın vâroluş sebebidir… O’nu her dem kalbinde hissederek selât-ü selamla yâdetmek ne büyük mutluluk… O’nun sevgisini yüreğinde büyütebilmek ne büyük saadet…

Gerçekten de, asırlardır buhran ve bunalımlar içinde kıvranan beşeriyetin mutluluk ve saadeti; ” İnsanlığın İftihar Tablosu”nun sünnet-i seniyyelerine ittibâ etmekten geçer… Ve insanlık, O’nun getirdiği altın düsturları hayata geçirmeye, bugün her zamankinden çok daha fazla  muhtaçtır… Asrın getirdiği problemlere çözüm arayan insanlığın kara bulutlarla kaplı dünyasının aydınlanması; O’nu yeniden tanımak, O’na yönelmek, O’nu rehber edinmek ve O ‘ndan alacağı umut kıvılcımlarını beşeriyetin ufkuna taşımakla mümkün olacaktır… Şeyh Gâlip’in:

“Sen Ahmed’i Mahmûd’u Muhammed’sin Efendim,

Hakk’tan  bize  Sultân-ı  Müeyyedsin  Efendim”

diye hitâb ettiği; şefaatçımız, yardımcımız, müjdecimiz, kurtarıcımız olan  “Sonsuz Nûr ” bütün bir beşeriyet gibi bizleri felâha erdirilecektir…

Ufkumuzu saran sisler, kurşûni bulutlar, endişeler ve karanlıklar kaybolur; O ‘nun rahmet elinden bizlere yansıyan bereket ve feyz ikliminde… Hep birlikte yeniden, yeni baştan yenileyelim Âlem-i Ervah’taki “Elestü bi Rabbiküm”sualine verdiğimiz ” Belâ ” cevâbını… Ürpertisini kalplerimizin en derin köşelerinde hissederek tâzeleyelim ahd-ü peymânımızı… “Gül “ün gölgesindeki toprağın bile Gül koktuğunu hiç unutmayalım… “Gül”e sevdâmızı eksiltmeyelim… Allah’ım! Bize O ‘nun sîretini öğret… O’nun yolundan gitmeyi bizlere nasip et… “..Kim Peygambere itaat ederse şüphesiz Allah’a itaat etmiş olur.. ” (Nisâ 4/80) emr-i İlâhîsi gereğince Habîbullahı sevmek Allah(cc)’ı sevmektir… ” Resûlulah’a duyulan muhabbetin derecesi îmânın ölçüsüdür “… Bu sebeple bizlere  O’nun muhabbetini lütfet…Yâ Erhame’r-Râhimîn!… O’nun aşkını sînelerimizde bir alev deryâsı hâlinde volkanlaştır… Bizleri O’nun yolundan ayırma Yâ Rabbi… Ve iki cihanda ebediyen Gülmek için, “Gül “ün gölgesinde olmayı bizlere müyesser eyle Yâ İlâhe’l-Âlemîn!…

O’nun gölgesinde olmak, cennet-âsâ baharlara ermektir… O ‘ndan medet ummak, çölde susuzluktan çatlamış dudaklara âb-ı hayat vermektir… O, hicranla yanan sînelerin  mutluluk rüzgârıdır… O, sonsuzluk iklîminin îtîbârıdır… O, ümidin temsilcisidir… O, şefâat bekleyenlerin; mütebessim incisidir… O, bizim gönüllerimizin sultanı… O, bizim dertlerimizin dermanı… O, bizim kurtuluşumuzun fermanı… Bizde, O  Habîb-i Kibriyâ’nın, O Sevgililer Sevgilisi’nin eşiğine baş koyup - yüzümüz olmasa da affına sığınarak- şefkâtine muhtaç olduğumuzu, arzetmek için, Yunus Emre’nin diliyle:

“Canım kurban olsun Senin yoluna,

Adı güzel, kendi güzel Muhammed,

Şefâat  eyle bu  kemter  kuluna,

Adı güzel kendi güzel Muhammed”

diyerek medet bekliyor, Efendimiz’den şefâat dileniyoruz…

Ey Sultanlar Sultânı! 15 asır önce yol verdiğin sevgi kervânına bizleri de kabul buyur… Ey Resûller Resûlü! Bizler için; kapına Kıtmir, bastığın yere türâb, ayağına toz, tebliğine köle olmak ne büyük ümran… Senin  ümmetin olma berâtını almak ne büyük ikram… Sultanım, bizler Seni dünyada görme saadetine erişemedik… Ama bizler, çok  günahkar bir ümmet olmamıza rağmen - hakkımız olmasa da- rüyâlarımızda Seninle olmak, Senin aşkın ve muhabbetinle dolmak istiyoruz… Cür’etimizi bağışla Efendim… Gül Yüzünü görmemiz, şefâatine ermemiz için, bizlere de lütfeyle destur… Ne olur!..

“Ezel bezminde bir dinmez figândım Yâ Resûllalâh,

Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım Yâ Resûllalâh…”

diye Yaman Dede’nin dizeleriyle arz-ı hâl  ediyoruz…

“En Güzel”e yâr olanlara, “Gül “e gönülden bağlananlara binlerce selâm olsun…

 

September 05

hadisi şerifler ve ayetler

 
 
´´bismillah her hayrın başıdır´´
 

 

Ağızdaki Taşın Hikmeti
 

Birgün hazret-i Ebû Bekr 'r.a.', hazret-i Fahr-i âlem seyyid-i veled-i âdem Nebiyyi muhterem ve habîb-i mükerremin 's.a.v.' huzûr-ı şerîflerinde, se'âdetle otururlarken;
Bir bedbaht kötü huylu kimse; bir edebsizlik edip, Ebû Bekre dil uzatıp, yakışıksız sözler söyledi. Hazret-i Server-i kâinât; o edebsiz, Ebû Bekre edebsizlik etdikce; birşey söylemez, ba'zan da tebessüm eder idi. Hazret-i Ebû Bekr; o bedbaht ve edebsizin edebsizliği haddi aşınca; zarûrî olarak gadaba gelip, birkaç söz söyleyince; hazret-i Fahr-i kâinât, se'âdetle ve devletle yerinden kalkıp, gitdi. Hazret-i Ebû Bekr 'radıyallahü teâlâ anh' Sultân-ı Enbiyânın ardına düşüp, yetişdi ve dedi ki:
- Yâ Resûlallah! Niçin, bir hayâsız, edebsizlik edip, gönül incitirken, susu, birşey söylemediniz. Şimdi, ben ona söyleyince, kalkıp, gitdiniz; sebebi nedir.
Hazret-i Fahr-i kevneyn ve Resûl-i sakaleyn 's.a.v.' buyurdu ki:
- Yâ Sıddîk! O hayâsız ve bedbaht sana dil uzatmağa başladığı zemân, Allahü teâlâ bir melek gönderdi ki, o kimseyi karşılayıp, kovacak idi. Sen, hemen gadaba geldin; söylemeğe başladın. O melek gidip, yerine iblîs geldi. İblîs-i la'înin olduğu yerde, ben durmam.
Hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk 'r.a.' ondan sonra, vaktli vaktsiz söz söylememek için, mubârek ağzına bir taş koyar idi. Ne zemân söz söylemek lâzım gelse, evvelâ fikr ederdi. Bir söz söyliyeceği zemân, o sözü kendi kendine nice zemân düşünür, tefekkürden sonra, mubârek ağzından o taş parçasını çıkarıp, ne söz söyliyecek ise söyler idi. Sonra o taş parçasını mubârek ağzına alıp, tesbîh ve tehlîl ile meşgûl olurdu. Kimseye, hayrdan ve şerden dünyâ kelâmı söylemez, eğer kat'î lâzım ise ve çok efdal ise, söylerdi. Yoksa, gecede ve gündüzde tesbîh ve tehlîl ile meşgûl idi.
Kaynak:
Menakıb-i Çihar Yar-i Güzin


Yoktur Sana Gül Sunmayacak Gün

Hak goncasının sevgili genci,
Rûhen yalınız hakk'a dilenci...

Seçkin ve yiğit can olarak sen,
Bir özgesin insan olarak sen...

Sen, arza bahar yüklü tomurcuk,
Dallarda çiçekler sana boncuk...

Alnın ile üç mevsime şahsın,
Kısmet sana gün, sen ki sabahsın...

Sensin yedi deryaya şelâle,
Sensin şu güneş, nurlu meşale...

Yerden göğe yollar sana doğru,
Kaldırmaya kollar sana doğru...

Özden sarayın sen ki sevinci,
Taçlar sana has, sen ki bir inci...

Ruhun ebediyyet değerinde,
Kalbin şu şafaktan daha zinde...

Gönlün ova, aklın yüce bir dağ,
Meftun sana cennet denilen bağ...

Tozdur; seni bir zerre sananlar,
Yozdur; içi boş lâfla ananlar...

Sen, bir küçücük nokta değilsin,
Dik dur; sana şeytan da eğilsin...

Bin arşa bedelsin delikanlı,
Yer, sendeki ceryan ile canlı...

Aslâ deme benden ne olur, hey,
Tâ göklere pervane olur, hey,

Davet buyurur nurlu güneşler,
Gel, istediğin tahta otur, der!..

Fâtih gibi bas sûra yeter ki,
Gençlik ve azim öyle hüner ki

Mahir olanın engeli yoktur,
Has gençliğin nîmeti çoktur...

İnsanda akıl yaşta olaydı,
Ak saçlıların her biri ay'dı...

Hak, gence sunar türlü hazîne,
Bir genç isen sorma defîne...

Gözler seni zannetse karınca,
Sızlar özü idrâke varınca...

Birlikte yaşarlarsa da kış-yaz,
Rûhun çapı cismiyle bir olmaz...

Kadrin ve gücün titretir arşı,
Âciz dediğim, takdire karşı...

Yoktur kanının benzeri, dengi,
Kıskandırıyor gülleri rengi...

Her dem şakı, has bülbülümüzsün,
Sustun mu sanarlar bağı ölgün...

Bilmiş ki nedir sendeki cevher,
Hizmetçi kesilmiş sana gökler...

Cehlin takılıp bendine ey genç,
Hor bakma sakın kendine ey genç...

İlmin mumu idrâkine bağlı,
Fikrin süsü aşkın ile ağlı...

Bir nîmeti inkârsa tevâzu,
Yırt at, ona sığmaz yüce pâzu...

Bak aynaya; halkın gözüsün sen,
Varlıktaki vârın özüsün sen...

Lâkin kimi tavşan, kimi tilki,
Israrla demek istiyorum ki:

Ey genç, güvenmek, öze dâir,
Has rûha olur, nefse kibirdir...

Nefsindeki zilletlere tül ser,
Rûhundaki hasletleri göster...

Allâh'la berâberse bu gönlün,
Yoktur sana gül sunmayacak gün...

Bil hakkını; şansım deme âmâ,
Bil haddini; nemrûd'u unutma...

İstersen eğer şahin olursun,
Yâhut da yılandan hin olursun...

Artık yürü cânâna civânım,
Mîraç'ta görem ben seni cân'ım...

-mef'ûlü mefâîlü feûlün-

Muhammed Ali Eşmeli

"De ki: 'Ey kitap ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz hâlde, niçin Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeye yeltenerek inananları Allah'ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.' [ Ali İmran Suresi 99 ]

 
 
"Ey iman edenler!Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin.
Yoksa Allah'a kendi aleyhinize bir delil mi vermek istiyorsunuz?"
(Nisa-144)
 
 
ALTIN TOP
Zengin bir ailenin fakir bir komşusu varmış. Evlerindeki saadetin dalgalanmaları, zengin ailenin duvarlarını aşarak kulaklarına kadar ulaşırmış. Akşam olunca , fakir ailenin evindeki gülme ve saadeti duyunca zengin komşu gıpta edermiş. bir gün karısına demiş ki:
- Biz bu kadar zengin olduğumuz halde neden neşemiz yok? Sen yarın fakir komşunun hanımından sor bakalım, saadetlerinin sebebi ne ise, biz de onlar gibi saadete nail olmaya çalışalım.
Kadın sabah olunca fakir komşuyu ziyarete giderek, konuşma sırasında evlerindeki saadetin sebebinden sual açmış, fakir komşunun hanımı demiş ki:
- Bizim küçük bir altın topumuz var. Akşam olunca ben efendime o da bana altın topu atarak oynar eğleniriz.
Akşam olunca zenginin karısı meseleyi kocasına nakletmiş. Adam ertesi gün bir kuyumcuya giderek altın bir top sipariş etmiş. Topu aldığı günün akşamı karısı ile karşı karşıya oturup, altın topu birbirlerine atmaya başlamışlarsa da, hayal ettikleri neşe bir türlü doğmamış... Hatta madeni topun ağırlığı sebebeiyle canları yanmış; sert atışlar yüzünden topun isabet ettiği vücutları, yer yer morarmış. Sabah olur olmaz zenginin karısı, alelacele fakirin ailesinden sual etti:
- Biz senin dediğin altın topu yaptırdık, fakat neşelenemedik, dedi. Fakir komşu:
- A komşum, o bildiğin gibi top değil. Sarı saçlı masum bakışlı bir yavrumuz var. biz ona "altın top" diyoruz. akşam olunca kah benim kucağıma, kah babasına koşar ve bizi eğlendirir. Onunla meşgul olurken yorgunluğumuzu unutur, neşeleniriz, cevabını verdi.

Binaya konulan harç, nasıl tuğlaları birbirine kaynaştırır ise, evlat da karı ve kocayı birbirine bağlar.

 
 
                                                                                                                                                                                             
 
                                                                                                                                                                                 

 

                                                                                 
                                                                                                    

 

                                                                                                                                                                                                                           

 

                            
 
        
 
        Resim 
 
 
     

 

 

 

                                                                                                            

 

 

                       

                                                             

 

 

 

 
   

September 04

...DİNİ SÖZLER...

İYİLİĞİ GİZLEMEK, KÖTÜLÜĞÜ  GİZLEMEKTEN DAHA ÜSTÜNDÜR
(EBU BEKİR FERRA)
 
 
 
BİLMEDİKLERİMİ AYAKLARIMIN ALTINA ALSAYDIM BAŞIM GÖĞE ERERDİ.
(İMAMI AZAM) 
 
 
BİR ŞEYİ BULUNMADIĞI YERDE ARAMAK ONU ARAMAMAK DEMEKTİR.
(MEVLANA)
 
 
ÖZÜ DOĞRU OLANIN SÖZÜDE DOĞRU OLUR.
(Hz.ALİ(R.A))
 
 
 
 

 
 
 
September 03

selamun aleyküm

                                                              

  

 
August 26

allah

 

www.audici.de.tl 

Allah,
er-Rahmân, er-Rahîm,
el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm,
el-Mü'min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr,
el-Mütekebbir, el-Hâlık, el-Bâri', el-Musavvir, el-Gaffâr,
el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbıd,
el-Bâsıt, el-Hâfıd, er-Râfi, el-Muiz, el-Müzill, es-Semi', el-Basîr,
el-Hakem, el-Adl, el-Lâtîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Gafûr,
eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl,
el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mücîb, el-Vâsi', el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd,
el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy,
el-Hamîd,
el-Muhsî, el-Mübdî, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mümît, el-Hayy,
el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir,
el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâli,
el-Müteâlî, el-Berr, et-Tevvâb, el-Müntakim, el-Afüvv, er-Raûf,
Mâlikü'l-Mülk,
Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm, el-Muksit, el-Câmi',
el-Ganiyy, el-Muğni, el-Mâni', ed-Dârr, en-Nâfi', 
en-Nûr, el-Hâdi, el-Bedî', el-Bâkî,
el-Vâris, er-Reşîd,
es-Sabûr.

   

 

 

   

August 13

ayet(yunus suresi)

ALLAH'A KARŞI YALAN UYDURANLAR KIYAMET GÜNÜ NE OLACAĞINI SANIYORLAR?MUHAKKAK ALLAH İNSANLARA LÜTUF SAHİBİDİR.FAKAT ONLARIN ÇOĞU ŞÜKRETMEZLER.
YUNUS SURESi 60
August 11

ayet(rad suresi)

EĞER KURAN İLE DAĞLAR YÜRÜTÜLSE YAHUT YERYÜZÜ PARÇA PARÇA EDİLSE YADA ONUNLA ÖLÜLER KONUŞTURULSA O KAFİRLER YİNE İMAN ETMEZLERDİ.FAKAT BÜTÜN İŞLER ALLAH'A AİTTİR İMAN EDENLER HALA ANLAMADILAR MI Kİ EĞER ALLAH DİLEMİŞ OLSAYDI İNSANLARIN TAMAMINI HİDAYETE ERDİRMİŞ OLURDU.KAFİRLERE GELİNCE ONLAR ALLAH'IN VADİ GELİNCEYE KADAR YAPTIKLARI DOLAYISIYLA YA BAŞLARINA BÜYÜK BİR BELA ÇATACAK YADA YURTLARININ YAKININA İNECEK ALLAH,MUHAKKAK VERDİĞİ SÖZDEN DÖNMEZ.
RA´DSURESİ 31
 
 
 
August 09

İYİLİK ET DENİZE AT

ALİ BEY FAKİR AMA İYİ BİR DİNİ TERBİYE ALMIŞ BİR ANADOLU ÇOCUĞUYDU.
EKMEK PARASI ONU ALMANYA GURBETİNE GİTMEYE ZORLAMIŞ VE AİLESİYLE BİRLİKTE GİTTİĞİ ALMANYANIN KÖLN ŞEHRİNDE ÜÇ KATLI BİR BİNANIN ALT KATINA KİRACI OLARAK YERLEŞMİŞLERDİ EVİN SAHİBESİ HIRİSTİYAN BİR KADINDI.OĞLU KENDİSİNİ TERKETMİŞ KADINCAĞIZ YAPAYALNIZ YAŞIYOR YALNIZLIĞIN BÜTÜN ISTIRABINI HİSSEDİYORDU.ZATEN ALMANYADA ÇOCUKLAR HEP ÖYLEDİRLER.İŞ BULANLAR KENDİ HAYATLARINI YAŞIYOR YAŞLI ANA BABA DA YA HUZUR EVİNE YADA ÖLÜMÜ BEKLEME HÜCRESİNE İTİLİYORDU.ORALARA GİDEMEYENLER DE BİRER KEDİ KÖPEK ALIP EVLAT YERİNE BU HAYVANLARI BAĞIRLARINA BASARAK YAŞAMAYA ÇALIŞIYORDU.İŞTE EV SAHİBESİ İHTİYAR KADINDA BUNLARDAN BİRİYDİ.HEP YALNIZ HEP KİMSESİZDİ.ALİ BEY ONUN BU HALİNE ACIYOR İSLAMIN ANA BABAYA İTAAT VE HÜRMETİ EMRETMESİNİN NE KADAR YERİNDE OLDUĞUNU TEKRAR EDİP DURUYORDU:
"RABBİN ŞÖYLE BUYURDU:ALLAHTAN BAŞKASINA İBADET ETMEYİN
ANAYA BABAYA GÜZEL MUAMELE EDİN
ŞAYET ONLARDAN  HER İKİSİ YADA BİRİ
YAŞLANMIŞ OLARAK SENİN YANINDA BULUNURSA
SAKIN ONLARA HİZMETTEN YÜKSÜNME
ÖFF BİLE DEME ONLARI AZARLAMA ONLARA TATLI VE
GÖNÜL ALICI SÖZLER SÖYLE!"
KURANI KERİM İSRA 23
BİR GÜN BU YAŞLI HANIMIN AHLAYA PUFLAYA MERDİVENDEN ÇIKIŞINI GÖRÜNCE BİR MERHAMET VE ŞEFKAT SELİNE DÜŞER GİBİ OLDU
HANIMINA HATIRLATMADA BULUNDU:
-BU KADIN HIRİSTİYAN DA OLSA YAŞLI BİR ANNEDİR HİZMETE MUHTAÇ OĞLU KENDİSİNİ HER ALMAN ÇOCUĞU GİBİ TERKETMİŞ.YAZIKTIR.SEN BUNA HİZMET ET SEVAPTIR.GEREKİRSE BENDE HİZMETİNDE BULUNUR YANINA ÇIKAR TESELLİ VERİRİM.
AYNI MERHAMET VE ŞEFKATİ DUYAN HANIMI BU TEKLİFE OLUMLU BAKTIĞINDAN HIRİSTİYAN KADINLA MÜSLÜMAN AİLE ARASINDA OLDUKÇA YAKIN BİR KOMŞULUK BAĞI KURULDU ARTIK YAŞLI ANA YANLIZ DEĞİLDİ.OĞLUNUN YAPMASI GEREKEN HİZMETİ MÜSLÜMAN AİLE YAPIYORDU.
ETRAFTAN DURUMA VAKIF OLAN MÜSLÜMANLARDAN BAZILARI
--NEYE HİZMET EDİYORSUNUZ GAVURUN TEKİDİR.DİYE ÇIKIŞTILAR AMA ALİ BEY MEŞHUR ATASÖZÜNÜ TEKRARLIYORDU.
--SEN İYİLİK ET DE DENİZE AT BALIK BİLMEZSE HALİK BİLİR DİYORDU.
ARADAN GEÇEN ZAMAN İÇİNDE EV SAHİBESİNİN YAŞLILIKTAN KAYNAKLANAN RAHATSIZLIKLARI ARTMAYA BAŞLADI.DERKEN BİRGÜN SESSİZLİĞİN HAKİM OLDUĞUNU SEZEN ALİ BEY BİRDE BAKTIKİ KADINCAĞIZ YANLIZ ODASINDA SAYILI NEFESLERİNİ TÜKETMİŞ YOLUN SONUNA VARMIŞTI.HEMEN OĞLUNA TELEFON ETTİ:
--ANNEN ÖLDÜ GEL CENAZESİNE BARİ SAHİP ÇIK!
--BEN ÖLÜ YÜZÜ GÖRMEK İSTEMİYORUM SİZ DEFNEDİN BENİ MEŞGUL ETMEYİN.
AYNEN ÖYLE OLDU KADININ DEFNİNİDE ALİ BEY'İN HİZMETİ İLE TAHAKKUK ETTİ.BİR MÜDDET SONRA VERGİ DAİRESİNDEN GÖNDERİLMİŞ BİR KAĞIT UZATTILAR ALİ BEYE
--BİNA VERGİNİZİ VERİN DİYORDU KAĞITTA HEMEN KAĞITLA VERGİ DAİRESİNE GİDEN ALİ BEY:
--BEBN BURADA KİRACIYIM NİYE BİNA VERGİSİNİ VEREYİM DEYİNCE ALDIĞI CEVAP KENDİSİNİ ŞOKE ETTİ:
--EV SAHİBİ KADIN BU EVİN MÜLKİYETİNİ HAYATTA İKEN SİZİN ÜZERİNİZE GEÇİRMİŞARTIK SEN BU EVDE KİRACI FALAN DEĞİL TAM BİR EV SAHİBİSİN.LÜTFEN VERGİNİ ÖDE!
 
August 08

serap'ın sonsuza yolculuğu

BİR GÖĞÜS KANSERİ UZMANI, HASTASI OLAN SERAP'IN İBRETLİK HİKAYESİNİ ANLATIYOR.
BEN KIRK YILLIK BİR KANSER UZMANI OLARAK MADDEYİ AŞAN SAYISIZ HADİSELERLE KARŞILAŞTIM VE BUNLARI O HADİSEYE ŞAHİT OLANLARLA BİRLİKTE BELGELEYEREK ÖZEL BİR ARŞİV YAPTIM.BUNLARDAN 1976 YILINDA YAŞANMIŞ OLAN BİR HADİSEYİ SİZE NAKLETMEK İSTİYORUM.
KANSER HASTANESİNDE BAŞHEKİMKEN SERAP ADINDA GENÇ BİR HANIM HASTAM VARDI.
BU HASTAM GÖĞÜS KANSERİNE YAKALANMIŞ VE TEDAVİ İÇİN YURTDIŞINA GİTMEK İSTEMESİNE RAĞMEN BAZI FORMALİTELER SEBEBİYLE O İMKANI BULAMAMIŞTI.SERAP'I ÖZEL BİR İLGİYLE BİZZAT BEN TEDAVİ ALTINA ALDIM.VE KISA BİR SÜRE SONRA DA ALLAH'IN İZNİYLE İYİLEŞTİĞİNİ GÖRDÜM.ANCAK SERAP'IN DA BÜTÜN DİĞER KANSERLİLER GİBİ İLK BEŞ YILLIK SÜREYİ ÇOK DİKKATLİ GEÇİRMESİ GEREKİYORDU.
BİR İŞ KADINI OLAN SERAP DÖRT YIL KADAR SONRA BİR İHALE İÇİN İZMİR'E GİTMEK İSTEDİ. KIŞ AYLARI OLDUĞU İÇİN UÇAKLA GİTMESİ ŞARTIYLA KABUL ETTİM.
MAALESEF BİLET BULAMAMIŞ VE BENDEN İZİNSİZ BİNDİĞİ OTOBÜSÜN KAZA GEÇİRMESİ SONUCU ALTI SAAT KARDA MAHSUR KALMIŞ.BU YÜZDEN HASTALIK DÖNÜŞÜNDEN KISA BİR SÜRE SONRA KEMİK VE AKCİĞERLERİNE YAYILDI.SERAP BACAK
KEMİKLERİNDE Kİ METASTAZ (başka organlara sıçrama) DOLAYISIYLA YÜRÜMEZ HALE GELİRKEN HASTALIĞIN AKCİĞERLERİNDEKİ TEZAHÜRÜ SEBEBİYLE DEEVAMLI OLARAK OKSİJEN CİHAZI KULLANIYOR,SÖYLEDİĞİ HER KELİMEDEN SONRA NEFES ALMAK İÇİN AĞZINI O CİHAZA YAPIŞTIRIYORDU.
EVİNE GİTTİĞİM GÜN YİNE GÜÇLÜKLE KONUŞARAK:
-DOKTOR BEY DEDİ .BEN SİZE DARGINIM.
-NİÇİN? DİYE SORDUM.
-SİZ DİNDAR BİR İNSANMIŞSINIZ NİÇİN BANA....DA ALLAHI VE ÖLÜMÜ ANLATMIYORSUNUZ?
DİNİ İNANÇLARININ ÇOK ZAYIF OLDUĞUNU BİLDİĞİM İÇİN BU TEKLİF KARŞISINDA OLDUKÇA ŞAŞIRMIŞTIM.ONU ÜZMEMEYE ÇALIŞARAK:
-DOKTORLARA ULAŞMAK KOLAYDIR DEDİM PARAYI BASTIRDIN MI İSREDİĞİN TEDAVİYİ OLURSUN.ANCAK İMAN TEDAVİSİ İÇİN GÖNÜLDEN İSTEK DUYMALISIN.......
KONUŞMAYA MECALİ OLMADIĞINDAN BEN O İSTEĞİ DUYUYORUM GİBİSİNDEN BAŞINI SALLADI.ARTIK ÜMİTSİZ BİR TIBBİ TEDAVİNİN YANINDA EBEDİ HAYATIN REÇETESİ OLAN İMAN TEDAVİSİ BAŞLAMIŞ VE ON GÜNLERİNİ YAŞAYAN SERAP İÇİN BU DERSLER
HIZLANDIRILMIŞ EĞİTİME DÖNÜŞMÜŞTÜ...
ANLATTIĞIM İMAN HAKİKATLERİNİ BÜTÜN RUHUYLA MECZEDİYOR VE ARADA BİR SORU SORUYORDU
VEFATINA BİR HAFTA KADAR KALA:
-DOKTOR BEY DEDİ BEN ÖLÜRKEN NE SÖYLEMELİYİM?
-SENİN DURUMUN ÇOK ÖZEL DEDİM KELİMEİ ŞEHADET GETİRMEK SANA UZUN GELİR O ANI FARKEDİNCE MUHAMMED(s.a.v.)DE YETER.
O HALİYLE TEBESSÜM EDEREK YİNE BAŞINI SALLADI.
ÇOK ISTIRABI OLDUĞU İÇİN SERAP'A SÜREKLİ OLARAK MORFİN YAPIYOR VE ONU UYUTMAYA ÇALIŞIYORDUK.BEN BİR İŞ SEYAHATİ SEBEBİYLE BİR MÜDDET ZİYARETİNE GİDEMEDİM.DÖNÜŞÜMDE ANNESİ TELEFON EDEREK:
-SERAP BİR HAFTADIR MORFİN YAPTIRMIYOR DEDİ SABAHLARA KADAR İNLİYOR VE ÇOK ISTIRAB ÇEKİYOR.
HEMEN EVİNE GİTTİM VE İĞNE YAPTIRMAMASININ SEBEBİNİ SORDUM ALDIĞIM CEVABI HALA UNUTAMIYOR VE HATIRLADIKÇA ÜRPERİYORUM
-YA MORFİNİN TESİRİYLE ÖLÜME UYKUDA YAKALANIR VE SON NEFESTE MUHAMMED(s.a.v.)DİYEMEZSEM?
İŞTE SERAP BÖYLE BİR HANIMDI BU ARADA BENDEN  YATMAMI VE EĞER BİR KAÇ GÜN DAHA ÖMRÜ VARSA SON GÜNÜ UYANIK KALACAK ŞEKİLDE MORFİN YAPTIRILMASINI RİCA ETTİ.BEN HİÇ ADETİM OLMADIĞI HALDE CUMA GÜNÜNE RASTLAYAN O GECEDE İSTİHAREYE YATTIM VE SERAP'IN ACİZLİĞİ HÜRMETİNE OLACAKKİ SALI GÜNÜNE KADAR YAŞAYACAĞINA DAİR BİR İŞARET SEZDİM
ERTESİ GÜN ONA:
-HİÇ KORKMA DEDİM İĞNEYİ VURDURABİLİRSİN.
VE SERAP BİR VEDA NİTELİĞİNİ TAŞIYAN BU GÖRÜŞMEMİZDE KESİK KESİK SON SOARUSUNU SORDU:
-DOKTOR BEY AZRAİL...BANA NASIL...GÖRÜNECEK?
-KIZIM DEDİM O BİR MELEK DEĞİL Mİ?HİÇ MERAK ETME SANA GÜZELLER GÜZELİ GİBİ GELECEKTİR.
SALI GÜNÜ SERAP'IN AĞIRLAŞTIĞI HABERİNİ ALINCA HEMEN EVİNE GİTTİM.ANCAK VEFATINA YETİŞEMEMİŞTİM.AİLESİ TAM MANASIYLA PERİŞANDI. SADECE KENDİSİNE UZUN MÜDDET BAKAN DİNDAR BİR HANIM AKRABASI AYAKTAYDI VE BENİ GÖRÜNCE YANIMA GELEREK:
-DOKTOR BEY BU EVDE BİRAZ ÖNCE HARİKULADE BİR HADİSE YAŞANDI DEDİ VE DEVAM ETTİ:
-SERAP BİR SAAT ÖNCE OKSİJEN CİHAZINI ATTI VE YATAKTAN KALKMASI İMKANSIZ DENMESİNE RAĞMEN KALKARAK GUSÜL ABDESTİ ALDI İKİ REKAT NAMAZ KILDI BÜTÜN EV HALKI HAYRETTEN DONUP KALDIK VE KELİMEİ ŞEHADET GETİREREK VEFAT ETMEDEN BİRAZ ÖNCE DE.
-DOKTOR BEYE SÖYLEYİN DEDİ AZRAİL ONUN SÖYLEDİĞİNDEN DE GÜZELMİŞ.
SERAP SON YOLCULUĞUNU DA İŞTE BÖYLE TAMAMLADI.
DOĞDUĞU ANDAN İTİBAREN
ÜMMETİ ÜMMETİ DİYEN
VE ÜMMETİ İÇİN HER ZORLUĞA KATLANAN
FAHRİ KAİNAT EFENDİMİZ (s.a.v.)
ONUN İSMİNİ SÖYLEYEBİLMEK İÇİN
KORKUNÇ ISTIRABLARINA RAĞMEN
MORFİN YAPTIRMAYAN
BİR İNSANI SON NEFESİNDE YANLIZ
BIRAKIR MI HİÇ?
...................................................................................................................................................................
          
 
 
 
August 06

hadisi şerif

SİZİN EN HAYIRLINIZ KUR-AN'I ÖĞRENEN VE ÖĞRETENDİR.
                                                           (HADİSİ ŞERİF)
 
August 05

küçük kız arapça ilahi

  
 

 

{ZİYARET ETTİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER!.....}

 

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
HAZRET-İ MEVLANA - KUDDİSE SİRRUH - BUYURUR

"EY HAK YOLCUSU!

GAM VE KEDERİN VARSA SEVİN!ONLAR,YARIN SENİN İÇİN HAZIRLADIĞI BULUŞMA TUZAĞIDIR.
ZİRA İNSAN GAM VE KEDERLE DOLU OLDUĞU ZAMAN HAKK'A SIĞINIR,HAKK'I HATIRLAR."

"GAM VE KEDER BİR HAZİNEDİR.SENİN HASTALIĞIN VE BAŞINA GELEN BELALAR,SIKINTILAR DA BİRER HAZİNEDİR."

"KEZA GAM VE KEDER,GÖNÜL AYNASININ ÜZERİNDEKİ TOZLARI ÜFLEYEN MANEVİ BİR LUTUF RÜZGARIDIR;SAKIN ONU KÖTÜ BİR FIRTINAYA BENZETME!..."

"BU AŞK YOLUNDA BENİ GAMDAN BAŞKA KİMSE HATIRLAMIYOR,GAM VE KEDERE BİNLERCE DEFA AFERİN!.."


SLM VE DUA İLE RABBİME EMANET OLUN
July 25
Feb. 1
nisawrote:
selamunaleyküm
zafer islamın zafer mücahidlerin zafer FİLİSTİNİN
Selam ve dua ile
hayalel cihaddd
Sept. 17
YASEMIN gülwrote:
Aug. 29
Önderwrote:

Her gece saatler melankoliye döner ve söner şehrin ışıkları. Ya sonra... Bilirmisin, saatin bilmem kaçı, güvercinler kanatlarında melodiler türetir ve parmakların uçlarında zul olur. Mistik bir andır yaşayacağın. Şehrimin emanetini sana bırakıyorum mahmur bakışlarımın altında. Sahip çık emanete ve kendine sevdaseli, duyguseli yoğunluğunda iyi bak. sevgiyle kal. Mutlu sabahlar.

Aug. 23

Cumalarda açan bir

Güle aşık olsam,

Salavat olarak

Kalplere  ılan

 

Cumalarda açan bir

Laleye aşık olsam,

Kur’an-ı Kerim olarak

Gönüllere ulaşan.

 

Cumalarda açan

Güldeki gözyaşı

Ben olsam,

Yaşlarımla Nurlu

Gönüllere kavuşan…

 

Cuman mübarek olsun  kardeşim

 

selam ve dualarımla selametle kal inşaALLAH...

Aug. 15

******coca colanın anlamını allah rızası için tüm tanıdıklarımıza dağıtalım *************

İŞTE COCA COLA GERÇEĞİ

Cola Colanın Anlamı..................!
Yahudi asıllı, gelirinin bazen bir kısmını bazen de tamamını İsrael'e vererek, Filistindeki vahşetin ve insanlık dışı o katliamın ortaklarından birisi de Coca Cola şirketidir. Üzülerek belirtmek gerekiyorkı; O şirketinde ayakta durmasını sağlayan yine biz müslümanlarız. Yani içtiğimiz her şişe cola ile Filistindeki kardeşimize bir mermi atmış oluyoruz bir nevi.

Coca Cola'nın ne anlama geldiğini düşündünüzmü hiç?
İşte bunun cevabı:

Coca Cola yazısını yansıtmalı olarak ters çevirdiğinizde arapça bir yazı teşkil etmektedir. Ve de bu yazıda "La Muhammed La Mekka" yazısı ortaya çıkmaktadır. "La" arapçada olumsuzluk ekidir. Yani bu cümle o zaman: "Muhammedi ve Mekke'yi ortadan kaldırmak" anlamını taşımaktadır. İnanmak güç ama ne kadar cahil olduğumuzu kendi gözlerimizle görmeye
Hala Coca Cola içmeye devam edecekseniz!!!

Takdir Sizin...
Aug. 14
Önderwrote:

Uzun geçen bir gecenin ardından bulutrlar hükmünü koydu aydınlığa. Galiba sonbahar ağırlığını gösterdi şehrimde. Erciyes artık bir başka hüzün bakıyor. Semaha kalkıyor her gece yıldızlar. Sevdaseli, duyguseli yoğunluğunda en güzel akşamlar senin olsun. Güzel bir hafta sonu geçirmen dileğiyle sevgiyle kal. Mutlu günler.

Aug. 2
ahmed akwrote:
 
July 30
Önderwrote:

 

 

Bugün hava çok sıcak ve sanırım gece gökyüzü yıldızlarla dolacak. Aç avuçlarını ve düşen yıldızları topla. Yıldızlar kadar hayallerin gercek olsun. Mutlu, huzurlu, sevgi dolu bir akşam geçirmen dileğiyle, sevdaseli ve duyguseli sağanağında mutlu akşamlar. Sevgiyle kal :)

July 24
Adsızwrote:

Rabbim Allah’tır deyip güzel işler peşinde koşan kimseden akıllı ve haklı kim vardır? Mide için yaşamak maharet değildir.O işte hayvanlar insanlardan daha öndedir. İnsanın şerefi ve asıl işi mide değil, marifettir. Marifet, içinde yaşadığı mülkün sahibini tanımak ve O’nun mülkünde edep üzere yaşamaktır.

Rabbini unutup nefsine tapan, mide ve menfaati için yaşayan kimsenin şerefi, midesinden çıkan kadardır.

Mümin, Allah ile emniyet bulmuş kimsedir. Allah tarafından mümine azaptan emniyet garantisi verilmiştir.

Mümin, dünya ve ahirette kötü hallerden ve azaptan korunmuştur çünkü imanı ona hep güzel şeyleri emreder, ondan temiz işleri ister, kendisini çirkinliklerden uzak tutar.

İman nurdur: Nur hayat sebebidir. Nur, atıldığı kalbi diriltir, temizler, süsler, tatlandırır ve huzura ulaştırır.

İslam, selamet demektir. Kim iman dairesine girip İslamın hüküm ve edeplerine sımsıkı sarılırsa, bütün bozuk işlerden korunur, rahmet ahlakı üzere olur, ölünce edebi saadeti bulur. Bu yüce Allah’ın verdiği bir garantidir.

 

 

S.A. KARDEŞİM ..ZİYARETLERİNİZ VE GÜZEL MESAJLARINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM..ALLAH RAZI OLSUN..HER DAİM YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN...

SELAM VE DUA İLE..

July 17
F!R@R!wrote:
 

 

 
 

 

 

 

 

BENİ UNUTMA

 

Bir gün gelir de unuturmuş insan 

En sevdiği hatıraları bile 

Bari sen her gece yorgun sesiyle 

Saat on ikiyi vurduğu zaman 

Beni unutma 

 

 

Çünkü ben her gece o saatlerde 

Seni yaşar ve seni düşünürüm 

Hayal içinde perişan yürürüm 

Sen de karanlığın sustuğu yerde 

Beni unutma 

   8967.gif

O saatlerde serpilir gülüşün 

Bir avuç su gibi içime, ey yar 

Senin de başında o çılgın rüzgar 

Deli deli esiverirse bir gün 

Beni unutma 

 

   54001337.gif

 

Ben ayağımda çarık, elimde asa 

Senin için şu yollara düşmüşüm 

Senelerce sonra sana dönüşüm 

Bir mahşar gününe de rastlasa 

Beni unutma

 

 dont-1.jpg don't forget me image by ROSSIBOSSI 

 

 

.
July 15
KıLıçBeY_wrote:

 

Selamünaleyküm

CUMANIZ

7147q8j 

MUBAREK

7147q8j

OLSUN

7147q8j

Cuma günü olunca, mescidin her bir kapısında melekler vardır, ilk gelenleri sırayla yazarlar. İmam (minbere) oturunca defterleri kapatıp, zikri dinlemeye giderler

byHaktan_renklicubukjb0

Resulullah (s.a.v)Buyurdularki

Kim (cuma günü) yıkar ve yıkanırsa, kim erkenden (mescide) gider ve hutbenin başına yetişirse, yürür ve binmezse, imama yakın durur, dinler, malayani söz etmezse ona her bir adım için bir yıllık amelin oruçları ve namazlarıyla sevabı yazılır."

byHaktan_renklicubukjb0

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cuma namazına üç (grup) insan katılır: 1) Kişi var, namaza katılır, boş konuşma yapar. Bunun namazdan hissesi, o konuşmasıdır. 2) Kişi var namaza gelir dua eder. Bu kimse Allah'a duada bulunmuştur, Allah dilerse onun istediğini hemen verir, dilerse vermez. 3) Kişi vardır, namaza gelir sadece dinler ve sükut eder, mü'minlerin arasından yararak geçmez, kimseye eza vermez. Onun bu namazı, daha önce geçen cumaya ve fazladan da üç güne kadar (günahlarına) kefarettir. Bu hal Cenab-ı Hakk'ın şu sözüne binaendir: "Kim bir hayır yaparsa bu kendisinden on misliyle kabul edilir" (En'am 160).

byHaktan_renklicubukjb0

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cuma namazı, dört kişi hariç geri kalan her müslüman üzerine cemaat içinde yapması gereken vacib bir hakk'dır. Cumadan istisna edilen bu dört kişi şunlardır: Köle, kadın, çocuk ve hasta."

byHaktan_renklicubukjb0

KılıçBey

July 11
 
SEVAP KAZANMAK sanıldığı kadar zor ve çok şarta bağlı değildir. Hatta denebilir ki:
Niyetinizi düzeltin, işlerinizi düzgün niyetinize göre yapın. Rabbinizin rızasına erer, her şeyden sevap kazanabilirsiniz.

Meselâ:

1. Sadaka sevabı mı kazanmak istiyorsun ama imkânınız mı yok?
O halde karşılaştığın insanlara hep mütebessim dur. Sadaka sevabı aldın gitti, demektir.
Onun için Efendimiz (sav) buyurmuş: “Mü’minin mü’mine karşı tebessümü sadakadır.”
2. Günahlarının sararmış yapraklar gibi dökülmesini mi istiyorsun? Hiç de zor değildir.
Yeter ki yeni karşılaştığın insanlara elini uzat. İyi niyetle tokalaş, musafaha et.
Bundan dolayıdır ki Efendimiz (sav) buyurmuş:
“İki mü’min karşılaşınca, biri elini uzatır da musafaha ederse, sararmış yaprakların dökülüşü gibi dökülür günahları.”
3. Sadakanın en çok sevaplısını vermiş olmak mı istiyorsun? Bu da zor değildir. Küsleri barıştır, dargınların arasını bul. İşte sana en makbûl sadaka sevabı. Bu konuda da Efendimizin (sav) ikazı vardır. Şöyle buyurmuştur:
“Sadakanın sevaplısı, dargın insanların arasını bulup barıştırmaktır.”
4. Rabbimizin yardımını mı istiyorsun? Sana hep ilâhî ikram ve yardımlar durmadan gelsin mi?
Öyle ise, sen de insanlara yardımcı ol, desteğini esirgeme. Bu konuda da Efendimizin (sav) hatırlatması şöyledir:
“Allah (cc) kulunun yardımındadır. Kul, kardeşinin yardımında bulunduğu müddetçe.”
5. Kâmil Müslüman mı olmak istiyorsun? Bu da zor değildir. Yeter ki kimseyle küs durma.
Bu konuda da şöyle buyuruyor Efendimiz (sav):
“Kâmil Müslüman'a din kardeşiyle üç günden fazla küs durması helal değildir.”
Demek ki kırılıp incindiğimiz kimselere en çok üç gün küs durabiliriz. Daha fazlası kâmil Müslüman'a yakışmaz.
 Biz de kâmil iman sahibi bir Müslüman olmak istediğimizden dolayı üç günü geçmez küslüğümüz.
6- Rabbinin merhametini mi elde etmek istiyorsun? Öyle ise hem insanlara, hem de diğer canlılara merhamet edin.
Bu konuda şöyle buyurmuştur Efendimiz (sav):
“Merhamet etmeyene merhamet edilmez. Siz bu dünyada canlılara acıyıp merhamet ediniz ki,
 Rabbiniz de ahirette size acıyıp merhamet etsin...”
Ne dersiniz bu maddelere? Bunları yapmak çok mu zor, yoksa çok mu kolay? Çok kolay değil mi ???
 
Image Hosted by ImageShack.us
 
Selam ve dua ile Allah'a emanetolunuz...
July 9
hasowrote:
July 7

Beraberlik - bir ömür boyu…

Yaşlı bir bey, sabah erken evinden çıkmış, yolda ilerlerken, bir bisikletlinin çarpmasıyla yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış.
Sokaktan geçenler yaşlı beyi hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar.
Hemşireler, önce pansuman yapmışlar ve ‘biraz beklemesini ve röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini’ söylemişler.

Yaşlı bey huzursuzlanmış; “acelesi olduğunu, röntgen istemediğini” söylemiş. Hemşireler merakla acelesinin nedenini sormuşlar.
“Eşim huzur evinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim, gecikmek istemiyorum” demiş.

“Eşinize haber iletir gecikeceğinizi söyleriz” deyince.
Yaşlı adam üzgün bir ifade ile “Ne yazık ki karım Alzheimer hastası hiç bir şey anlamıyor, hatta benim kim olduğumu dahi bilmiyor” demiş.
Hemşireler hayretle “Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden hergün onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz?” diye sormuşlar.

Adam buruk bir sesle “Ama ben onun kim olduğunu biliyorum” demiş.

July 7
Önderwrote:

Gözyaşı mısralarının bin kere kahırlandığı alanıma yapmış olduğun ziyaret için tekrar çok teşekkürederim. Günler gelip geçiyor, temennim sağlıklı, huzurlu ve sevgi dolu zamanlar geçirmen. Sevdaseli ve duyguseli nin çığ olup akacağı gün bugün olsun. Sevgiyle kal, mutlu günler, iyi haftalar.

July 7
deniz inciwrote:
 
click to comment
 
click to comment
 
July 4
BHRwrote:
click to comment
 
 
Yıldızlar gökyüzünün tavanına asılmış
Ansızın yanıp sönen birer mum ışığı
Ağaçlar toprağın kara bağrından fırlamış
Zamansız rüzgarlarla sallatırlar beşiği
….
 
click to comment
 

 

SELAM CANIM ARKADAŞIM

BU CUMA GÜNÜNDE VE HAFTASONUNDA

DİĞER GÜNLERİNDEN

DAHA GÜZEL GEÇMESİ DİLEĞİYLE

SEVDİKLERİNLE BERABER MUTLU,HUZURLU

 VE BİÇOKDA GÜZEL GEÇMESİ DİLERİM

click to comment

 

click to comment

 

 

♥TATLI BELA__BHR♥

July 4
July 3


Regaib Kandili

"Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir.
O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir. "
(Tevbe Suresi, 128) Allah (c.c) katında zamanların değerleri birbirine eşittir. Ancak öyle zamanlar vardır ki o zamanlarda öyle hadiseler olur ki, o vakte diğer zaman dilimlerinden daha üstün bir değer kazandırır. Receb-i şerîfin ilk Cuma gecesine isabet eden Regâib Gecesi'de bu müstesna zamanlardan biridir. Cuma geceleri böyle kıymetli vakitlerden biridir. Regaib Gecesi gibi iki kıymetli gecede biraraya gelince, bu gece dahada bir kıymetli oluyor. Bu gece, yalvarış ve yakarışların Yüce Mevla'ya sunulduğu ve O'nun rahmetinden af istenildiği umut, huzur ve müjde gecesidir. Allah Teâla'nın kullarına lütfunun çokluğu, kereminin bolluğu ve pek çok günahkarı bağışlaması sebebiyle bu geceye Regaib Gecesi" adı verilmiştir. Bu gecenin bu değeri nereden kazandığı hususunda değişik rivayetler bulunmaktadır. Bunlardan biri; Hz.Amine validemizin böyle bir gecede Resulullah (s.a.v)'e hamile olduğunu anladığıdır.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) Regaib gecesinin içinde bulunduğu Recep ayında çok dua eder, namaz kılar, oruç tutar, iyiliklerin her çeşidini yapar, sadaka vermeye özen gösterirdi. Resulullah (s.a.v)'in Receb'in ilk perşembe gününü oruçla geçirdiği ve cuma gecesinde, bu kandil gecesine mahsus olmak üzere on iki rekât namaz kıldığı kabul edilir. Regâib gecelerinde dua etmek, tevbe ve istiğfarda bulunmak, bu geceyi kutsal kabul etmek suretiyle çeşitli ibâdetlerle geçirmek, genel olarak alimler arasında kabul görmüştür.

Bu aylara "Çok sevaplı ibadet ayları" diyen Bedüzzaman şöyle işaret ediyor :

"Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şaban-ı Muazzamada üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar." (Şualar, 416)

İdrak ettiğimiz mübarek Regaib Kandili vesilesiyle, ruhumuzu karartan kötü duygu ve düşünceleri kalplerimizden atalım. İbadetin zevkinden bizi mahrum eden nefsin kötü arzularını frenleyelim. Gönül dünyamızı bulandıran haset, kin, düşmanlık gibi kötü duygulardan temizleyelim.

Unutmayalım!
Regaib Gecesi, üç aylar içinde kendisinden sonra gelecek olan Miraç, Berat ve Kadir Gecesininde bir müjdecisidir. Onun için bu müjdeciye kulak verip bu geceyi ve üç ayları iyi değerlendirilmelidir.
Resulullah (sav) buyuruydular ki: "Beş gece vardır ki, onlarda yapılan dualar geri dönmez, kabul olunur: Receb'in ilk gecesi, Şâban yarısı gecesi, Cuma gecesi, Ramazan Bayramı gecesi, Kurban Bayramı gecesi."

Kandiliniz mubarek olsun selam ve dua ile...
 
 
July 3
Semra ...wrote:
REGAİB KANDİLİN MÜBAREK OLSUN ARKADAŞIM SELAM VE DUA İLE...
July 3
deniz inciwrote:


 

                 

 

 


 

 

  ♥   ♥   ♥   ♥   ♥

 Bu gece bundan sonra peşpeşe gelecek bir dizi kandillerin; Miraç ve Beraat kandillerinin, on bir ayın sultanı Mübarek Ramazan ayının ve Kadir Gecesi'nin de habercisidir. Bu sebepledir ki Regaip Kandili'nde manevî gücümüz artacak, kalplerimiz huzur bulacaktır. Hayırlı kandiller.

 ♥   ♥   ♥   ♥   ♥ 

 

 

July 3
EsLeM ...wrote:

Allah c.c ‘ın mü’minlere ihsanlar, ikramlarda bulunduğu, mağfiretin bol olduğu, yapılan duaların makbul buyrulduğu,

ibadetlere ve hayır hasenatlara sayısız sevaplar verildiği;

Receb-i Şerif’in ilk Cuma gecesi

‘Regaip Gecesi’dir..

Peygamberimiz (a.s.m)’ ın Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğu ay Receb ayıdır.

Bu Receb ayında oruç tutmanın muazzam, muhteşem sevabları vardır.

Bu ayda çokca oruç tutarak bizler de bu sevaplardan, feyizlerden ve Rabbimiz’e yakınlıktan hissedar olalım inşaallah..

 

Rabbü’l Âlemîn üç aylarda ve kandillerde

yaptığımız  ve yapacağımız tüm hasenatları, ibadetleri, oruçları, tefekkürleri, zikirleri, duaları, hayırlı amellerimizi hayırlar ile makbul eylesin, sevabını kat kat ihsan eylesin inşaallah..

 

Kendisine yakınlık ile bizi mükafatlandırsın..

Bu mübarek aylarda ve günlerdeki amellerimizi

rızası dairesinde eylesin..

Bizleri günaha,  gaflete ve dalâlete düşmekten

hıfz-ı muhafaza buyursun inşaallah...

July 3
Haticewrote:
July 3
No list items have been added yet.